Şimdi Diğerine Bakmanın ve Dinlemenin Tam Zamanı

 

Bir zen aşçısının bir lafı var. “Soğan doğrarken sadece soğan doğra.” diyor. Bu basit öneri hiç de sanıldığı kadar basit, dahası kolay da değil. Bu basit önerinin içindeki zorlukları belki sayfalarca anlatabilirim. Ama şu an en önemlisini söylemeliyim. Kendini düşünmeden yap, övülmek için, beğenilmek için, hayran toplamak için, seni beğensinler, diye yapma, beğenilmemek kaygısıyla da yapma. Sadece o yaptığın şeyi yap.
Eğer bir toplum seni selametle yürümek için kılavuz olarak seçtiyse, sadece onu yap. Kendini, hırslarını, aynadaki görüntünü, kendi kazançlarını ve kayıplarını düşünme. Onlar senin bütün bunları aşmış olduğunu düşündükleri için seni seçtiler. Kendini bırakıp kendinden dışarıda kalan herkesi düşünecek olgunlukta olduğunu düşündüler ve öyle olmanı isteyeceklerdir.
Sen yazar, sanatçı, müzisyen arkadaşım. Sen de şu an ne yapıyorsan onu yapmalısın. Daha çok beğenilmek, daha çok satılmak, daha önemsenmek için yapma. Yeni mevziler edinmek ya da kaybettiğin mevzileri geri kazanmak için yapma.
Sen medya. Sen de şu an asıl işini yap. Mevzi alma. Kayıp kazanç hesabı yapma. Sadece olman beklenen şeyi düşün.
Sen milletvekili. Kendini bırak. Sen yoksun. İşinin adının net olarak tanımladığı şeyi yap. Vekil olduğun emanetine sahip oluşun senin onurundur.
Sen polis arkadaş. Kendini düşünme. Senin destan yazabileceğin tek şey işindir. Halkını korumak senin işin. Bunu yap. Başka hiçbir şeyden korkma.
Sen ey hekim arkadaş. Sadece şifa verici ol. Bütün donanımını bunu için harca. Başka rantlar, başka korkular kafanı karıştırırsa hastanı kaybedersin. Bu senin kendine ihanetindir.
Sen hâkim, savcı, avukat arkadaş. Göğsün ve zihnindeki bütün kudreti halkına adalet sağlamak için ortaya koy. Adını, sanını, mevkiini düşünme. Gurur duyacağın tek şey asli işini yapmanın yarattığı görkem olacaktır.
Sen hangi yönde olursa olsun inancı, ideolojisi olan arkadaş. Hiçbir inanç ve ideoloji kendini düşünmek, kendine çıkar sağlamak için değildir. Hiçbiri kendi küçük hesaplarını düşünerek destanlaşmamıştır. Neye inanırsan inan, ne düşünürsen düşün tüm insanlığı hatta bütün evreni daha iyi kılmak adına olduğunu düşün. Bunu hissettiğinde kendinin o yüce varoluşun içine katıldığını hissedeceksin. Adını ne koyarsan koy bütünün içindeki anlamını keşfedeceksin. Bir atomun bile eksi ve artı değerlerinin arasındaki dinamiğin o atomun varoluşuna hizmet ettiğini düşün.
Sen yollarda direnen ya da direnenlere direnen arkadaş. Sen twitter’da yazan çizen dost. Yürüyüşünün, duruşunun, yazdığının paylaştığının ne kadarı kendin içinse onu bırak. Kendi küçük benliğinin ötesine taş. İnsan olmanın ihtişamına karış. Bunu ancak kendini bırakıp diğerine baktığında hissedeceksin. Direnen arkadaş, direndiğin yapıyı bunu yapamadığı için eksik bulduğunu unutma. O yapının seni anlamayan, asla duymayan, bir türlü ulaşıp duygunu anlatamadığın belki babana, belki annene, belki öğretmenine, komutanına benzediğini biliyorum. Bunun seni ne kadar üzdüğünü, çaresiz bıraktığını, öfkelendiğini hatta bu duygularını bile hiç ifade şansın olmadığını biliyorum. Öfken için ayrıca suçlandığını da biliyorum. Onların kendini düşünen taraflarının, seni duymasına engel olan tarafı olduğunu görüyorsun. Bu senin asla benzemek istemeyeceğin şey.
Sen kalbiyle şehadet eden arkadaş. Tanrı yoktur, diyorsun dilinle ve kalbinle. Allah’tan başka, diye ekliyorsun. Çünkü tanrı parçadır. Allah ise bütündür. Tekliktir. “Sadece kendine bakıp, diğerini duymamak” putunu kır. Sen bunun hüznünü yaşadın. Seni etiketleyen, içine almayan, hatta ezen yapıların içinde neler hissettiğini hatırla. En tehlikeli put insanın kendisidir. Çık kendinden, birliğin görkemiyle buluş.
Kimimiz Kürt, kimimiz, Müslüman, kimimiz eşcinsel, kimimiz ateist, kimimiz azınlık, kimimiz yabancı, kimimiz kadın, kimimiz fakir, kimimiz engelli olduğumuz için bunları yaşadık.
Şimdi hepimiz için kendimizden çıkıp başkalarına bakma, onları görme, duyma zamanı. Hepimiz bunun acısını yaşıyoruz. Başta sayın başbakanımızdan bunu talep ediyorum. Sonra hepimizden kırılmış ve yalvaran bir sesle bunu istiyorum. Kendimden, adımdan, sadece kendimden dem vuran her şeyimden biraz da utanarak.
Ağaçlar, haklı ve haksız ağaçlar, diye ikiye ayrılmaz. Hiçbir ağaç kendi isteğiyle bütünden kopup bir baltanın sapı olarak kendi kardeşini kesmez.

yonetici
yonetici