Yıl 2020

Mart ayının sonuna yaklaşıyoruz. Yaklaşık 10 gündür evdeyim. Bir virüs salgını tüm Dünyada bizim yaş grubunun bugüne kadar nadir gördüğü önlemlerin alınmasını mecbur kılıyor. Virüs’ ün adı Covid-19 . İlk başta sırt numarasıyla Real Madridin yeni transferi gibi geliyor. Covid, 19 numaralı formayı giyecek.

Belki de 1900’lerin sonunun geldiğini yepyeni bir Dünyanın artık oluşacağını anlatıyor 19 rakamı. Ya da belki geçen yıl gelecekti, tam 2019 da, belki de geldi de o yüzden 19. Benim gibi 40 lı yaşlarında bir birey için oldukça garip bir dönem şu an.

Bütün dayatılanların, siyaset, eğitim, başarı, para, kazanma hırsı, bunların böyle gözümüzün önünde sakince yok oluşunu izliyorum adeta. 8 Milyar insan çaresiz bir şekilde mecburen hep birlikte bir virüse karşı bir savaş veriyor. Ve ilk kez yan yanalar. Yan yana kelimesinin Türkçe de ayrı yazılması da bi enteresan geldi şu an.

Hayat yeni yazılımını devreye aldı ve piloting yapıyor gibi sanki. Normal bir bireyin gün içinde aklına gelmemesi gereken tüm bilgiler adeta gün boyu enjekte ediliyor. Yaşadığın ülkenin yoğun bakım ünitesi kapasitesi veya el yıkama sırları gibi. İnsanlık hijyeni, yeniden ateşi bulur gibi buluyor. Son 14 Gün içinde başkaları ile sarılmış olma ihtimallerinin sayıları çıkarılıyor.

Sanki bir devir teslim törenini canlı yayında izliyor tüm insanoğlu, bir çağın bitip yepyeni bir çağın başlangıcının devir teslimi. Birlikte çalıştığım insanlar hızla bırakmaya başladı, küçük şeyleri dert etmeyi, bir ütopyanın teaserını izler gibi evlerinden sarılmaya çalışan online insanları izliyoruz birlikte.

Koro halinde korkuyoruz Koronadan, aynı sesi çıkarmaya çalışıyoruz hep birlikte yine ilk kez. Yalnızlıkların yeni tarifleri yapılıyor. Yanlışlıkların da yakında yeni tarifleri yapılacak gibi duruyor.

Şikayetçiliğin biraz sonuna geliniyor sanki bir yandan, hayattan, çalışma koşullarından, bir kasabaya gidip orada tarım yapıcam isyanlarının da mesela. Çünkü insan ilişki kurma gerekliliğini yeniden yazıyor ve kendi yazdığını okumaya çalışıyor.

Çıplak kaldı insanoğlu bir anda.. Kral çıplak diye bağıranlarda, kralın yanındakilerde, topluca bir çıplaklık seviyesine ulaşıldı yine bir anda. Maskeli bir çıplaklık. Kıyafet balosunda çıplaklığından dolayı diğerini tanıyamadığımız bir çıplaklık. Tanımsız bir çıplaklık.

Bir hastahane odasında, ölmeden önce tanıdıkları ile telefondan görüntülü vedalaştığını izledim birinin  bugün. Dijital bir ölüm yaşanıyor. İnsan yok olmaya kafa tutmaya niyetli ama niyeti yine doğa ve hayat birlikte kırıveriyor. Paramparça ediyor. 19 Numaralı formasıyla Covid golünü 90 a takıyor.

Kendime soruyorum, şimdi ne olacak diye, kendim cevap veriyor, ne olacaksa olacak çağına hoşgeldin diye. Ne olacaksa olacak çağına bizim için serilmiş kırmızı halıdan geçip giriyoruz sanki.

Çaresizliğin çağında umut veren yine en değerli çareyi sunacak insanoğluna…

 

Evren Bingöl